20 Haz Nalân Çalışkan
Çıt
Zuhal uyurken bir sihirli değnek dokundu omzuna. Sabah terliklerini ayağına geçirirken başka biriydi. “Ne garip rüyaydı, tanımam etmem” diye mırıldandı....
Zuhal uyurken bir sihirli değnek dokundu omzuna. Sabah terliklerini ayağına geçirirken başka biriydi. “Ne garip rüyaydı, tanımam etmem” diye mırıldandı....
Bir gün, karşı yamaçta yaşayan teyzemlerde kalmıştım. Öğleden sonra odun toplayacaktık. Uzaktan geldi ıslık. Teyzem başını kaldırdı, hemen pencereye yaklaşıp dinledi, sonra cevap verdi. Ses dağın göğsüne çarpıp geri döndü....
Sonra içi birdenbire kıpır kıpır olmaya başladı. İçinde anlam veremediği bir kucaklayış, bir sıcaklık vardı. O an fark etti aslında onu kucaklayanın bizzat kendisi olduğunu....
Birden başıma bir ağrı girdi; kafamın içindeki küçük çocuk, gencecik kadın ve 52 yaşım aynı anda bağırmaya, ağlamaya ve gülmeye başladı. Dayanamadım; derince bir nefes alıp verdim....
Saatler süren yürüyüşten sonra tepenin zirvesine ulaştı. Orada, taşlardan yapılmış eski bir çember buldu. Çemberin ortasında küçük harflerle yazılmış bir yazı vardı....
20 Mayıs 1890’da Auvers'e adım attığında önünde topu topu 70 gün vardı. 29 Temmuz günü, Auberge Ravoux’daki o basık odada her şey bitecekti. “Son 70 gün” ifadesi sanat tarihi literatüründe epey geçer ama mesele sadece bir takvim aralığı değil elbette. Burası son eşik....
Dünyanın bir ucundan senin yaşadığın yerlere musallat olmaya gelirler, öyle bir ölürsün ki ardından "Hey On Beşli" diye, "Çanakkale İçinde Vurdular Beni" diye türküler yakılır; ama sen bir kere bile dinleyememişsindir, çünkü ölmüşsündür....
Her konuştuğumuzda korkularıma dair, Yeniden doğar kirlenmiş bir şair. Git bi’ bak yolunda mı? Her şey Zahir, En saf duygular temiz midir, Tahir?...
“Unutmak” çağımızda kimi için bir hastalık, kimi için ise bir çıkış yoludur. İzlediğim oyun da unutan ve unutmaya mahkûm kalan bir kadınla bir adamın hikâyesini anlatıyordu....
Adliyeye yine her zamanki gibi duruşmadan yarım saat önce geldim. Saatinde gelip doğrudan salona girmeyi hiçbir zaman sevemedim. Biraz erken gelir, koridorlarda dolaşır, duvarlara sinmiş telaşı ve umudu içime çeker, dosyaları son kez gözden geçirirdim....