19 May Melih İhsan Nas
Tahir
Her konuştuğumuzda korkularıma dair, Yeniden doğar kirlenmiş bir şair. Git bi’ bak yolunda mı? Her şey Zahir, En saf duygular temiz midir, Tahir?...
Her konuştuğumuzda korkularıma dair, Yeniden doğar kirlenmiş bir şair. Git bi’ bak yolunda mı? Her şey Zahir, En saf duygular temiz midir, Tahir?...
“Unutmak” çağımızda kimi için bir hastalık, kimi için ise bir çıkış yoludur. İzlediğim oyun da unutan ve unutmaya mahkûm kalan bir kadınla bir adamın hikâyesini anlatıyordu....
Adliyeye yine her zamanki gibi duruşmadan yarım saat önce geldim. Saatinde gelip doğrudan salona girmeyi hiçbir zaman sevemedim. Biraz erken gelir, koridorlarda dolaşır, duvarlara sinmiş telaşı ve umudu içime çeker, dosyaları son kez gözden geçirirdim....
Nereden başlamalı insan? Bazen cümleye dönüşmeyi bekleyen kelimeler, zihinde birbirine düğümlenir ve bir türlü sayfalara dökülemezler. Bu aralar biraz öyle hissediyorum. Cümlelere, yazmaya ihtiyaç duymadan da anlaşabilmek istiyorum....
Sanki dünya uzun zamandır aynı acının etrafında dönüyor da biz her sabah onun başka bir yüzünü görüyoruz. Gazeteler değişiyor, ekranlar değişiyor, insanlar değişiyor ama bu haberler ekranlarımızdan eksilmiyor....
Merhaba, aynı ufuktan yola çıkanlar. Uzaklardan yazıyorum bu satırları. Bir hasretin yamacından. Yamaçtaki o ağacın altındayım. Uzaklardan yazıyorum bu satırları. Bir hasretin yamacından. Yamaçtaki o ağacın altındayım....
Dalgalar gemiye çarpıyor, rüzgar saçlarımı uçuşturuyor, Gözlerimi ovuşturuyorum, gökyüzü daha mı gri gözüküyor?...
Sarı ışıkların odayı loş bir sıcaklıkla aydınlattığı köşede, her zamanki yerinde oturuyordu. Pencerenin hemen yanındaki geniş sallanan sandalyesinde… Günlerdir odasından dışarıya adımını atmamıştı....
Güneş henüz yeni yeni baş gösteriyor, sabahın soğuğu tenimi yakarken kafamdaki düşünceler kanımı emiyormuş gibi hissettiriyordu. Ne yapacaktım? Bir karar vermem gerektiği bu gecede gerçekten ne istiyordum?...
ecenin bıraktığı o ıstıraplı, yorucu etkiyi sabah fazlasıyla hissetmişti. Birçok yoğun günü olmuştu terapi odasında. Şifa bekleyen sayısız hastayla geçiyordu günleri; ancak dünkü terapi seansı, sonu olmayan bir ırmak gibi olanca azametiyle üstüne üstüne gelmişti Shela’nın....