20 Ağu Nur Kramer
Mor Mürekkeple Yazılmış Bir Hikâye
Yazın ortasında, kırk derecelik sıcağın altında, morun sonsuzluğuna yaslanmış bir öğle vakti...
Yazın ortasında, kırk derecelik sıcağın altında, morun sonsuzluğuna yaslanmış bir öğle vakti...
Bir adam yürüyor Chicago sokaklarında. Henüz kimsenin tanımadığı, gencecik bir oyuncu. Birkaç saat önce sahneye çıkmış ve berbat bir performans sergilemiş....
Tek biletlik bir hayat bizimkisi, dönüşü olmayan hem de. Cebimizde çarçur ettiğimiz, kıymetini bilmediğimiz sudan ucuz hayatlar...
Tek kanallı, siyah-beyaz televizyon dönemi çocuklarıydık biz. Filmlerin renkli de olabileceğini ilk gördüğümde biraz da şaşkınlıkla karşılamıştım....
Anton Çehov çok büyük yazardır. Bir tiyatro insanı olarak buna karşı çıkmak olası değil. Ama Martı adlı oyununun baş karakterlerinden biri olan Treplev’den nefret ediyorum. Bu net. Yanlış anlaşılmasın, harika yazılmış bir oyunun olağanüstü çizilmiş bir karakteri....
Bir kelime en fazla ne kadar tehlikeli olabilir? Başlangıçta hiçbir kötülüğü yoktur belki. Gündelik hayatın akışına usulca karışır; bir nesneyi, bir sesi ya da sıradan bir eylemi karşılar sadece. Sonra insan devreye girer. Alır o sesi, bir geçidin tam ortasına diker. Ona anlamdan çok daha fazlasını...
Portekiz'den merhaba. Şehrin gürültüsünden ne zaman bunalsam yolum dağlara düşüyor. Bu kez, yol beni Douro Uluslararası Doğa Parkı'nın sarp kayalıklarına getirdi. Miranda do Douro yakınlarında, köylerin ve meşe ağaçlarının arasından geçen patikayı izleyerek São João das Arribas seyir terasına ulaştık....
Ortalama üç yüz beş yüz sözcükle idare edilen "günlük konuşmanın" en büyük kaybedenleri, birden fazla anlam taşıyan sözcüklerden başat anlama mahkûm olanlardır. Zaman içinde diğer anlamlar neredeyse kaybolur ve artık hatırlanmaz....
Yolun sessizliği içinde yürümeye devam ettim. Günler süren yürüyüşün son gününde, sarı okları takip ederek sabahın erken saatlerinde yola çıktım. Yağmur yağıyordu. Kasabanın dar taş sokakları henüz sessizdi. Uzaklardan yazıyorum bu satırları. Bir hasretin yamacından. Yamaçtaki o ağacın altındayım....
İşte bu derinlik meselesini, farklı yerlerden farklı görünme biçimini, hacme bürünme konusunu aşağıda vereceğim örnekle ’’bir tür kamu hizmeti olarak’’ bu yazıyı okuma zahmetine katlananlara sunuyorum. Bakalım farklı yerlerden farklı görünümler olabiliyor muymuş?...