01 Eki Boğaçhan Sözmen
Bir Hayat Yetmez
Bir hayat yetmez, Birden fazla yaşamalı. Birincisi örneğin, Provası olmalı....
Bir hayat yetmez, Birden fazla yaşamalı. Birincisi örneğin, Provası olmalı....
Gözleri uzaklara dalmış bir su altı sessizliğinde kıpırtısız, sessiz ama gürültülü görüntüler geçiyor art arda; bir hamleyle dalıyor derine, bir hamleyle dağılıyor balıklar. Işık ne kadar ürkek. Gölgesi yok nesnenin....
Bu yazıya nereden başlayacağımı bilmiyordum. Saraybosna’da insanı ilk karşılayan ne binalar ne de sokaklar. Şehrin yamaçlarına sessizce dizilmiş beyaz mezar taşları…...
Bir adam yürüyor Chicago sokaklarında. Henüz kimsenin tanımadığı, gencecik bir oyuncu. Birkaç saat önce sahneye çıkmış ve berbat bir performans sergilemiş....
Yazın ortasında, kırk derecelik sıcağın altında, morun sonsuzluğuna yaslanmış bir öğle vakti...
Bir adam yürüyor Chicago sokaklarında. Henüz kimsenin tanımadığı, gencecik bir oyuncu. Birkaç saat önce sahneye çıkmış ve berbat bir performans sergilemiş....
Tek biletlik bir hayat bizimkisi, dönüşü olmayan hem de. Cebimizde çarçur ettiğimiz, kıymetini bilmediğimiz sudan ucuz hayatlar...
Tek kanallı, siyah-beyaz televizyon dönemi çocuklarıydık biz. Filmlerin renkli de olabileceğini ilk gördüğümde biraz da şaşkınlıkla karşılamıştım....
Anton Çehov çok büyük yazardır. Bir tiyatro insanı olarak buna karşı çıkmak olası değil. Ama Martı adlı oyununun baş karakterlerinden biri olan Treplev’den nefret ediyorum. Bu net. Yanlış anlaşılmasın, harika yazılmış bir oyunun olağanüstü çizilmiş bir karakteri....
Bir kelime en fazla ne kadar tehlikeli olabilir? Başlangıçta hiçbir kötülüğü yoktur belki. Gündelik hayatın akışına usulca karışır; bir nesneyi, bir sesi ya da sıradan bir eylemi karşılar sadece. Sonra insan devreye girer. Alır o sesi, bir geçidin tam ortasına diker. Ona anlamdan çok daha fazlasını...