ecenin bıraktığı o ıstıraplı, yorucu etkiyi sabah fazlasıyla hissetmişti. Birçok yoğun günü olmuştu terapi odasında. Şifa bekleyen sayısız hastayla geçiyordu günleri; ancak dünkü terapi seansı, sonu olmayan bir ırmak gibi olanca azametiyle üstüne üstüne gelmişti Shela’nın....

Bana deseler ki bu bedende bu hayatı tekrar yaşayacak olsan, nereden başlamak isterdin diye, derdim ki: 11 Aralık 1968’de Ünaldı’nın o küsvet fabrikasının bir köşesinde, ellerimi, gözlerimi, vicdanımı, zihnimi kire bulamadan hemen önceki masumiyetimin son karesinden başlamak isterdim....

Nenem “Bekle.” diyordu. Oysa altı yaşında beklemek, yetişkinlerin sandığı kadar kolay değildi. Hele ki beklemenin sebebi bir çocuk için meşin top, spor ayakkabı, elma şekeri, kuklalar, dönen salıncak ve aslında hepsinden önemlisi babasına kavuşmaksa…...