20 Haz Eda Nur Talan
Dinleyen Kalpler
Saatler süren yürüyüşten sonra tepenin zirvesine ulaştı. Orada, taşlardan yapılmış eski bir çember buldu. Çemberin ortasında küçük harflerle yazılmış bir yazı vardı....
Saatler süren yürüyüşten sonra tepenin zirvesine ulaştı. Orada, taşlardan yapılmış eski bir çember buldu. Çemberin ortasında küçük harflerle yazılmış bir yazı vardı....
20 Mayıs 1890’da Auvers'e adım attığında önünde topu topu 70 gün vardı. 29 Temmuz günü, Auberge Ravoux’daki o basık odada her şey bitecekti. “Son 70 gün” ifadesi sanat tarihi literatüründe epey geçer ama mesele sadece bir takvim aralığı değil elbette. Burası son eşik....
Dünyanın bir ucundan senin yaşadığın yerlere musallat olmaya gelirler, öyle bir ölürsün ki ardından "Hey On Beşli" diye, "Çanakkale İçinde Vurdular Beni" diye türküler yakılır; ama sen bir kere bile dinleyememişsindir, çünkü ölmüşsündür....
Her konuştuğumuzda korkularıma dair, Yeniden doğar kirlenmiş bir şair. Git bi’ bak yolunda mı? Her şey Zahir, En saf duygular temiz midir, Tahir?...
“Unutmak” çağımızda kimi için bir hastalık, kimi için ise bir çıkış yoludur. İzlediğim oyun da unutan ve unutmaya mahkûm kalan bir kadınla bir adamın hikâyesini anlatıyordu....
Adliyeye yine her zamanki gibi duruşmadan yarım saat önce geldim. Saatinde gelip doğrudan salona girmeyi hiçbir zaman sevemedim. Biraz erken gelir, koridorlarda dolaşır, duvarlara sinmiş telaşı ve umudu içime çeker, dosyaları son kez gözden geçirirdim....
Nereden başlamalı insan? Bazen cümleye dönüşmeyi bekleyen kelimeler, zihinde birbirine düğümlenir ve bir türlü sayfalara dökülemezler. Bu aralar biraz öyle hissediyorum. Cümlelere, yazmaya ihtiyaç duymadan da anlaşabilmek istiyorum....
Sanki dünya uzun zamandır aynı acının etrafında dönüyor da biz her sabah onun başka bir yüzünü görüyoruz. Gazeteler değişiyor, ekranlar değişiyor, insanlar değişiyor ama bu haberler ekranlarımızdan eksilmiyor....
Merhaba, aynı ufuktan yola çıkanlar. Uzaklardan yazıyorum bu satırları. Bir hasretin yamacından. Yamaçtaki o ağacın altındayım. Uzaklardan yazıyorum bu satırları. Bir hasretin yamacından. Yamaçtaki o ağacın altındayım....
Dalgalar gemiye çarpıyor, rüzgar saçlarımı uçuşturuyor, Gözlerimi ovuşturuyorum, gökyüzü daha mı gri gözüküyor?...