01 Eki Boğaçhan Sözmen
Bir Hayat Yetmez
Bir hayat yetmez, Birden fazla yaşamalı. Birincisi örneğin, Provası olmalı....
Bir hayat yetmez, Birden fazla yaşamalı. Birincisi örneğin, Provası olmalı....
Gözleri uzaklara dalmış bir su altı sessizliğinde kıpırtısız, sessiz ama gürültülü görüntüler geçiyor art arda; bir hamleyle dalıyor derine, bir hamleyle dağılıyor balıklar. Işık ne kadar ürkek. Gölgesi yok nesnenin....
Kar her yeri kaplamış; ayaz, taşı toprağı çoktan dondurmuştu. Sokaklar boştu. İki köpek kuytu bir köşeye sinmiş, birbirlerine iyice sokulmuş, derin uykuya dalmadan önce kesik kesik nefes alıp veriyorlardı....
Bana deseler ki bu bedende bu hayatı tekrar yaşayacak olsan, nereden başlamak isterdin diye, derdim ki: 11 Aralık 1968’de Ünaldı’nın o küsvet fabrikasının bir köşesinde, ellerimi, gözlerimi, vicdanımı, zihnimi kire bulamadan hemen önceki masumiyetimin son karesinden başlamak isterdim....
İnsan, bazen hayatının sadece kenarında durup olan biteni izleyen sessiz bir tanığa, yazdığı satırları silip silip yeniden kurgulayan yorgun bir zihne dönüşüyor. Bir odanın içine hapsedilmiş gibiyim; duvarlarını kendi ellerimle ördüğüm, ışıksız bir oda. Üstelik bu duvarları örerken kapı için bile boşluk bırakmamışım. Kendime karşı ne...
Bir yangın sonrasıdır masada eski yazı. Sustuğu yerden başlar kelimelerin yası....
İnanılır gibi değil, evden çıkamıyorum. Her seferinde bir şey unuttum diye tekrar tekrar dönüyorum. Demans arkasından da alzhaimer olmama ramak kalmış. Bu ne zamandır böyle? Tabii ayrılıktan sonra. Yirmi yıl kolay mı? Ne oldu da? Ne oldu da?...
Reyhan firar etmiş minik bir ayağı yorganın içine soktu. Ayağın sahibinin elini abisinin gözünden aldı. Yün yorganı iki kardeşin çenesine kadar çekti. Kışın tek odaya sığıyorlardı. Çocuklara yere yatak seriyordu....
Cezmi en çok Hakkı’yı sevmişti; uzun bir dostluk yaşamışlar, çok gece sabahlamışlardı. Aynı kasabanın, yolları tıkanmış yalnız çocukları… Hakkılar sonradan gelmişlerdi kasabaya, babası tren şefiydi Hakkı’nın. İnce, uzun dal gibi bir adamdı....
İlk yapıldığında sokak kapısına dört merdivenle çıkılan, bir oda, bir salondan oluşan; iki penceresine de hapishaneden hallice demir parmaklıklar yapılmıştı. Babası giderken yaptırmıştı....