16 Nis Nalân Çalışkan
Yeniden

Zuhal uyurken bir sihirli değnek dokundu omzuna. Sabah terliklerini ayağına geçirirken başka biriydi. “Ne garip rüyaydı, tanımam etmem” diye mırıldandı. Ekmek almak için evden çıktı. Fırına girmek üzereyken rüyasındaki genci gördü. Işıklarda bekliyordu. Kulağında kulaklıkları, başı müziğin ritmiyle sallanıyordu. Yeşil yandı.
Ve zaman durdu. İnsanlar, arabalar, kuşlar, uçuşan yapraklar durdu. O karşıya geçmek üzere yürüdü. Yoldan son hızla gelen kırmızı bir otomobil ona çarptı. Genç kanlar içinde yere yığıldı.
Zaman akmaya başladı. Zuhal fırının önündeydi. Kot montlu genç ışığın yanmasını bekliyordu. Zuhal etrafına bakındı. Kendisinden başka kimse farkında değil gibiydi. “Hey kot montlu, hey beyefendi” diye bağırdı. Genç fark etmedi bile. Zıpladı, çırpındı. Işığı bekleyenler işaret etti. O, kulaklığını çıkarıp, Zuhal’e doğru yürümeye başladı. Yeşil yandı. Kırmızı otomobil yolun ortasında yakaladı. Genç kanlar içinde asfalta düştü.
***
Zuhal uyurken sihirli bir değnek dokundu omzuna. Terliklerini ayağına geçirirken başka biriydi. “Nasıl kaldı arabanın altında” diye rüyasına cık cıkladı. Ekmek almak için fırına giderken yolun karşısında onu gördü. Kont montu ve kulaklığıyla oradaydı. Birkaç saniye donakaldı. Sonra karşıya geçmek için hızlıca hamle yaptı. Zuhal’e bir motokuryenin motoru çarptı.
***
Zuhal uyurken sihirli bir değnek dokundu omzuna. Terliklerini ayağına geçirirken başka biriydi. Bir an duraksadı. “Rüya değildi” diye fısıldadı. Pijamalarıyla evden fırladı. Genç henüz gelmemişti. Yeşil ışığı bekleyip karşıya geçti. Geldiğinde yine de gözlerine inanamadı. “Gerçekten rüya değilmiş” Karşısında durup kulaklığını çıkarmasını işaret etti. Bir nefeste anlattı sonra. Genç anlayışlı ve şefkatli bir yüz ifadesiyle dinledi, gülümsedi. Yanındakilere “deli mi ne?” dedi ve kırmızı otomobile doğru yürüdü.
***
Zuhal yatağın içinde dizlerini karnına çekip oturmuş, ileri geri sallanıyordu. Erkenden uyanmıştı. “Sadece rüya, sadece rüya” diye fısıldıyordu. Açık pencereden duyulan uzun bir korna ve fren sesinin ardından “ambulans, ambulans” çığlıklarını duydu.
***
Zuhal uyurken sihirli bir değnek dokundu omzuna. Terliklerini ayağına geçirirken başka biriydi. Yatağının karşısındaki aynada kendisiyle göz göze geldi. “Yüzlerce kez denedin. Olmadı. Olmayacak. Engelleyemezsin” dedi. Karışık saçları, morarmış gözaltları ve pijamalarıyla fırına yollandı. Başını kaldırımdan bir kez bile kaldırmadan fırının kapısından girip ekmeğini aldı. Fren sesini, kornayı duydu. Gözlerinden akan yaşlarla evine gidip kapısını kapadı.
Nalân Çalışkan