Her zamanki karanlığımda oturuyorum. Gölgeler etrafımı sarmış. Camdaki yansımamın ayaklarıma vuran gölgesi beni bir anda yerin yedi kat aşağısına çekecek ellere benziyor....
Yağmur damlaları nasıl da birbiriyle yarışıyor, bir an önce toprağa kavuşmak için. Rüzgâr; savurduğu hızıyla, ara sıra çakan şimşeğin sesi ve ışığıyla bu yarışa eşlik ediyor ama hangi damlayı desteklediğini anlamak gerçekten imkânsız....
Eski bir saatçinin önünden geçerken gözüne bir kol saati ilişti. Diğerlerine nazaran daha eskiydi. Koyu kırmızı, eskitilmiş çerçevesi sanki içinde yaşanmışlıklar barındırıyordu. Görünüşü, nedense içine bir huzur dolmasını sağladı....
Semih, gideceği yeri tahmin etmişti etmesine de, “Bari bu gece yapma be adam.” deyip suçlu gibi pamuktan pikesini başından aşağı çekti ve uyuyor numarası yaptı....