20 Haz Ali Caner Şaka
Öyle Denk Geldi

Yarım yüzyılı devirip metropol ile hesabımı kapatıp, dengimle Ege’nin bir köyüne göçtüğümde ağır aksana ve deyimlerine alışmam zaman almıştı. Başlıktaki ifadenin hangi durumlarda kullanıldığı konusunda hayli kıvrandığımı hatırlıyorum. Karakuşi bir ifadeyle, hesaplanamayan bir gelişme, beklenmeyen bir sonuç gibi anlamlara geldiğini sonunda çözdüm. Ama bunun derin Anadolu irfanı ile zır cahillik dikotomisi arasında bir noktada anlam bulduğunu düşünüp fazla eşelemekten vazgeçtim. Bayağı bir uğraşmamın nedeni tam anlamaya çalışmamdı. Sağdan bak, soldan bak, havadan bak uğraştım…
İyi de bu alışkanlığı nasıl edinmiştim? Sonra da bir bu kadar bunu düşündüm. Bunu bulursam dönüp dönüp tersimi çomaklamayacağıma karar verdim ve başladım düşünmeye.
Okuma yazmayı başka bir yabancı dille beraber çözerek ikisinde de okuryazar hale gelmenin avantajlarını yadsıyamam. Neredeyse aynı kavramları farklı biçimde ifade etme becerisi kendisinden ortaya çıktı. Ama asıl gelişme üniversite yıllarında ortaya çıktı. 60’lı yılların ikinci yarısından itibaren son yirmi yıllık kuraklık ortadan kalkmış, kültür yaşamı ‘’kuantum sıçraması’’na benzer bir değişim içindeydi. 60 müdahalesinin getirdiği göreceli
özgürlük ortamı çevirilerin önünü açmış, o güne dek çevrilmeyen bütün felsefe, sosyoloji, ekonomi ve sanat kitapları ardı ardına yayınlanmaya başlamıştı. Bu dönem, bizim gençliğimize denk gelmişti! Tuz yalamış gibi kana kana okuyor, canlı tartışmaların göbeğinde yer alıyor, uzun film eleştirilerinde konuşuyor, eskilerin ifadesiyle derdimizi ‘’büyük bir iştiyakla’’ dile getiriyorduk. Hoşnuttuk kendimizden ve bu nedenle bu ‘’denk gelme’’ işini önemsemiyorduk! Bunu bir arkadaşıma dile getirdim ama ‘’Tarihte bir şey olduysa öyle olması gerektiği için olmuştur.’’ gibi onun boyundan hayli büyük bir yanıt aldım. Benim soruma yanıt olmadığı gibi, sığ bir sakillik vardı cevapta! Ona bir şey söylemedim ama sorum yanıtlanmadığı gibi yanına yeni bir soru daha eklenmişti! Bunlar o sıralarda çoğumuza hayatı kaçırmamak, ’’acil görevlerimizi’’ yapmaya yoğunlaşmak için meşru cevaplardı!!!
Böylece boyut derinlik perspektif konularını hepten pas geçtik! Birkaç sene geçtikten sonra, pek çoğumuz artık bunu düşünmek için bolca zamana sahiptik!
Kimimiz bu alışkanlık konforunun içinde kalarak yaşamına devam etti. Bu satırların yazarı ise felsefenin getireceği keyifsizlik ve zorlukları göze alarak soru sormaya devam etti.
Bakışımda bir eksiklik olabilir miydi? Üstelik o sıralarda marangozun ilk kuralı olan’’ iki kere ölç, bir kere biç’’ ifadesini de bilmiyordum. Yine o sıralarda bir yaştaşımın, yaşını başını almış bir bilgeyle konuşurken verdiği örneğe karşı o bilgenin verdiği yanıtı unutamam!
‘’Buradan öyle görünmüyor!!’’
Herkes durakladı! Ne demekti o öyle? Felsefi bir önermenin farklı görüntüsü nasıl olabilirdi ki ‘’oradan öyle görünmesin?’’.
Ben kendi hesabıma bu sorularla çok uğraştım. Eğer o sıralarda internet bu kadar yaygın olsaydı, sosyal medya bu denli gelişmiş olsaydı belki daha kolay anlayabilirdim.
İşte bu derinlik meselesini, farklı yerlerden farklı görünme biçimini, hacme bürünme konusunu aşağıda vereceğim örnekle ’’bir tür kamu hizmeti olarak’’ bu yazıyı okuma zahmetine katlananlara sunuyorum. Bakalım farklı yerlerden farklı görünümler olabiliyor muymuş?
https://www.instagram.com/reels/DSdEUOLCHWj/
Ortada kesikli çizgilerle gösterilen çok boyutlu hareketin düzlemlerdeki görüntüsüne bakınız. Bizim bakış yönümüze göre sağ karşı düzlemde görünüm ile yatay düzlemdeki görünümler aynı. Peki, aynı hareketin bir de yine bize göre animasyonun solundaki dik düzlemdeki görünümüne bakınız. Diğer ikisi ile hiç ilgisi var mı? Oysa hepsi aynı hareketin farklı düzlemlerdeki görünümleri! Ortadaki üç boyutlu hareketin diğerleriyle zaten hiçbir benzerliği yok!
Şimdi o bilge dostumuzun ‘’buradan öyle gözükmüyor’’ ifadesini çok iyi anlıyorum. Düşünmede derinlik nedir, boyut nedir konusuna kafa yormak isteyenler için mükemmel bir görsel. Bu görselin içselleştirilmesi demek, sözlerinin özgül ağırlığı yüksek, ifadelerinin arkasında durabilen bilge insan olmak demek!
Okuyucunun aklına gelebilir, peki bunlar nereden gerekti şimdi? Eeee yukarıda uzun anlattık;
‘’ÖYLE DENK GELDİ….’’
Ali Caner Şaka