20 Haz Eda Nur Talan
Dinleyen Kalpler
Saatler süren yürüyüşten sonra tepenin zirvesine ulaştı. Orada, taşlardan yapılmış eski bir çember buldu. Çemberin ortasında küçük harflerle yazılmış bir yazı vardı....
Saatler süren yürüyüşten sonra tepenin zirvesine ulaştı. Orada, taşlardan yapılmış eski bir çember buldu. Çemberin ortasında küçük harflerle yazılmış bir yazı vardı....
Adliyeye yine her zamanki gibi duruşmadan yarım saat önce geldim. Saatinde gelip doğrudan salona girmeyi hiçbir zaman sevemedim. Biraz erken gelir, koridorlarda dolaşır, duvarlara sinmiş telaşı ve umudu içime çeker, dosyaları son kez gözden geçirirdim....
Sarı ışıkların odayı loş bir sıcaklıkla aydınlattığı köşede, her zamanki yerinde oturuyordu. Pencerenin hemen yanındaki geniş sallanan sandalyesinde… Günlerdir odasından dışarıya adımını atmamıştı....
Güneş henüz yeni yeni baş gösteriyor, sabahın soğuğu tenimi yakarken kafamdaki düşünceler kanımı emiyormuş gibi hissettiriyordu. Ne yapacaktım? Bir karar vermem gerektiği bu gecede gerçekten ne istiyordum?...
ecenin bıraktığı o ıstıraplı, yorucu etkiyi sabah fazlasıyla hissetmişti. Birçok yoğun günü olmuştu terapi odasında. Şifa bekleyen sayısız hastayla geçiyordu günleri; ancak dünkü terapi seansı, sonu olmayan bir ırmak gibi olanca azametiyle üstüne üstüne gelmişti Shela’nın....
Bana deseler ki bu bedende bu hayatı tekrar yaşayacak olsan, nereden başlamak isterdin diye, derdim ki: 11 Aralık 1968’de Ünaldı’nın o küsvet fabrikasının bir köşesinde, ellerimi, gözlerimi, vicdanımı, zihnimi kire bulamadan hemen önceki masumiyetimin son karesinden başlamak isterdim....
Zuhal uyurken bir sihirli değnek dokundu omzuna. Sabah terliklerini ayağına geçirirken başka biriydi. “Ne garip rüyaydı, tanımam etmem” diye mırıldandı....
Yağmur bulutları şehrin üstünden ağır ağır geçiyordu. Sokak lambalarının ışığı, ıslanmış binaları cilalanmış gibi parlatıyordu....
Nenem “Bekle.” diyordu. Oysa altı yaşında beklemek, yetişkinlerin sandığı kadar kolay değildi. Hele ki beklemenin sebebi bir çocuk için meşin top, spor ayakkabı, elma şekeri, kuklalar, dönen salıncak ve aslında hepsinden önemlisi babasına kavuşmaksa…...
“Yasemin; Canım, can yoldaşım. Bugün bu mektubu sana yazdığımı düşününce her şey anlamını yitiriyor....