Nalân Çalışkan
Bir Aşk Masalı

 

Aşık oldum.

Öyle damdan düşer gibi.

Bir kafede oturuyoruz. İnsanlar geçip gidiyor yanımızdan. Bunca insan içinde onunla olmamın bir anlamı olmalı. Üzerimde sarı,

pembe puantiyeli uçuş uçuş bir elbise. O yakalı, beyaz bir tişört giymiş. Omuzlarında mavi bir kazak. Yüzüne her baktığımda kalbim

gitmeye niyetleniyor. Kafenin kapısında üstü açık, kırmızı spor bir araba. Onun sanırım. Onun olduğunu biliyorum. Kocaman

bardaklarda, spiralli pipetlerle baloncuklu, limonlu, kenarı ayıcıklı içeceklerimiz var. Mayıs ortalarında bir akşamüstü. Muhtemelen

pazar. Benim bir işim var mı? Bilmiyorum. Önemli değil. Ona doğru eğilip “Çilekli, çikolatalı pasta istiyorum” diyorum. Ağzımdan

çıkan kelimeler köpükten bir balonun içinde havalanıyor. “Alalım sevgilim” diyor. Alalım beyaz bir ayıcık, sevgilim bir buket beyaz

gül oluyor. Birbirlerine dolanıp bir UFO’ya doğru uzaklaşıyorlar.

Minik bir çığlık atıyorum. Çünkü bir iş makinesi ağacın altında uyuklayan bir kediye doğru hızla yaklaşıyor. Neyse ki son anda durdu. Kedi diğer tarafa dönüp uyumaya devam etti.

Sevgilimin bir adı yok. Benim de yok. Önemli değil. Şu an öyle güzel ki. Buraya nasıl geldim, nereye gideceğim bilmiyorum. Aşktan hep.

“Peliiinn birazdan çıkacağız kızım” Etrafıma bakınıyorum. Sesin sahibini görmüyorum.

Önemli değil. İçeceğimi yudumlamaya devam ediyorum.

“Oyuncaklarını topla, aşağı gel Pelinciğim”

Bu da ne böyle? “Sevgilim, sevgilim”

Ağaç havalanıyor. İnsanlar tek tek kayboluyor. “Hayır bırak beni, hayır.”

Pembe duvarlı bir yerde gözlerimi açıyorum. Buraya atılmış gibiyim. Yanımda beyaz tüylü

papyonlu bir ayı. Ayaklarım bir tencerenin içine girmiş. Sevgilimi görmeye çalışıyorum.

Duvarın diğer köşesinde mavi kazağını seçiyorum. Bir uçağın ve bir dolmalık biberin altında

kalmış.

Üzerimize bir kapak kapanıyor.

Karanlık.

Nalan Çalışkan