20 Ağu Ozan Ebedi
Aynı Satır Altını Çizmişiz

Aynı yoldan yürüdük, belki de defalarca
Fark etmeden aynı ân göğe baktı gözümüz
Zaman bir zincir gibi ağ örerken hunharca
Bir tesadüf rengiyle boyandı, her sözümüz
Bilinmez bir tren garı ya da sayfa başında
Çarpışır, evrenin o gizli geometrisi
Aynı mısrada kavuş, ömrün bu genç yaşında
Rastlantı, sessizliğin berrak ve derin sesi
Ne rüzgâr sebepsizce eser, esmer şehirde
Ne de bir yaprak düşer, vaktinden daha önce
Her şey yazılmıştır bak, ulu, gizli bir yerde
Kesişir yollar birden, kader öyle görünce
Kelimeler yan yana gelir de cümle olur
Cümleler sanat olur, sustuğumuz ânda biz
Arayan en sonunda kendi dengini bulur
Bu karmaşık cihanda, bu sisli, esrarengiz
Göklerdeki yıldızlar döner kendi rayında
Görünmez bir çekimle bağlıdır, her can cana
Rastlantı dedikleri bu hayat sarayında
Yazgılar mühürlenir, ipler gelir yan yana
Bir kütüphane rafı ya da ıssız durakta
Aynı satır altını çizmişiz biz gizlice
Yabancı olsak bile, kendimizden ırakta
Karşılaşırız akşam, mânâ kazanır gece
Sesi yankıya döner, dil konuştuğu anda
Kalbe misafir olur, doğru ses, doğru nefes
Bulunan hakikattir, yaşanan bu cihanda
Her tesadüf ruha bir hayat, yeni bir heves
EBEDÎ der ki: Kalpler bir rastlantı aynası
Ruhlar buluşur elbet; kutlu, ulu zamanda
Biter o gün evrenin her muazzam rüyası
Gelir beklenen hayat; yok zaman da, mekân da…
Ozan Ebedi