Dilek Özbağ
Umay

 

Zaman her şeyi siliyor. Öyle ansızın, beklenmedik bir yola giriyor ki hayat; başkasından dinlesen, “Ne kadar da abarttı.” dersin.

Bunu sana yazıyorum, hiç okumayacağını bile bile. Her acının, her kaybın ardından tutulan yas en çok da kendin içindir aslında. Bunu da bil; sana söylediğim her şeyi kendime de anlatıyorum.

Bilmiyorsun, hayat böyle bir şey. Duydukça üzülürüm sanıyorsun. Yok, alışıyorsun, kanıksıyorsun. Hani düşersin, dizlerin kanar, kabuk tutar. Kabuk kendi düşerse iyileşirsin ama iyileşmeyeceğini bilerek o tatlı sızıyla tekrar kanatma isteği galip gelir. Bir haftada geçecek yaran günlerce sürer; ta ki sen yarandan sıkılana kadar. Kabuk düşer, izi kalır. Tüm düşmelerinin haritası gibi… Her baktığında düşmemen gerektiğini hatırlarsın artık. Tüm eşiklerden daha yüksek olan eşiği iyi bilirsin ve daha kocaman ama temkinli adımlarla nice eşiklerden geçersin. Büyükler buna tecrübe diyor. Tecrübe ne mi? Kalbinle aklın arasında kaldığında aklını seçmek. Kalp kırılmaya, akıl iyileşmeye hazır.

Bu güne kadar neler neler geldi başıma ama ben kalbimden geçeni seçtim; yani tecrübesizim işte.

Unutuyorum; kırgınlıkları, benim kırdıklarımı, aldanışları, yanlış kararları… Hepsini ama hepsini…

On dokuz gündür her sabah elimle karnımı yoklayarak uyanıyorum. Her sabah aynı kuvvetle kocaman bir sızı, tam sırtımın ortasından tüm vücuduma yayılarak çoğalıyor. Bu kez başka. Yaramı ben kaşımıyorum, kanasın istemiyorum ama iyileşme fikri bile yeni yaralar açıyor bende. İyileşmek, unutmaktır biraz; bunu da tut aklında. Unutmak istemiyorum.

Elimi karnıma koyduğumda hem gidişini hem de varlığını hatırlıyorum. Seni yokluğunla hissediyorum.

On dokuz gündür sık sık aynaya bakıyorum. Küçülen göbeğimin yanında gözüm irileşen memelerime takılıyor. Pijamalarımın önü ıslak. Sahipsiz sütlerin yol yapışına bakıyorum.

Yıkasam da çıkmıyor süt lekesi… Çıksın istemiyorum. Demiştim ya; hatırlamak, unutmaktan iyidir bazen. Buradaki “bazen” önemli. Sen gittin, ben seni hiç görmedim. O kocaman karnımın içinde otuz iki hafta sonra gelmemeye karar verdin.

Bugün on dokuzuncu gün ve ben her gün en çok bunu sordum kendime: Başka birinin karnında olsan da gider miydin? Giderken benim ben olduğumu bilerek mi gittin? Yani benden mi, dünyadan mı vazgeçtin? Kafamın içindeki tek soru, her şeyin cevabı aslında.

Bugün on dokuzuncu gün.

Sana isim koymaya karar verdim.

Görmeden hissettiğim en güçlü bağ…

Umay.

Peki her gün çikolata yeseydim de gider miydin?

Dilek Özbağ