Eda Nur Talan
Kavanozda Saklı Kış

 

 

 

Holdeki kıyafet dolabının en alt rafındaydı, yıllardır aynı yerde dururdu. Kapağı paslanmaya yüz tutmuş o kavanozun içinde ne bir anahtar ne de biriktirilmiş bozuk paralar vardı. O kavanozun içinde bir kış saklıydı. 2019 kışı… Aile bireylerinin bir arada olduğu son kış.

O zaman bunun farkında değildi ama hayat ona, bu kışı ölümsüz kılması için sessizce işaretler vermişti. O kış ev daha düzensiz, hatta harabeye dönmüş gibi görünüyordu belki ama daha sıcaktı. Sobada yanan kuru, ince odunların çıtırtısı; kardeşlerinin gülüşüne, annesinin yemekleri karıştırırken çıkardığı kaşık sesine ve babasının televizyondan açtığı programların uğultusuna karışırdı.

Mutfakta pişen yemeklerin buharı, dışarının soğuğuyla camda bir buğu oluştururdu. Mutlaka o buğuya bir kalp çizilirdi. Kimin çizdiğini hatırlamıyordu; belki kendisi belki de kardeşleriydi ama o, kalbin varlığını hiç unutmuyordu. Sobanın üzerine konulan kestane ve portakal kabuklarının kokusunu unutamadığı gibi.

İşte o kavanozun içinde; odunların çıtırtısı, ev halkının sesi, portakal kabukları ve kestanenin kokusu, cama çizilen o kalp vardı. Her yemek sonrası kırılan fındık ve ceviz kabukları da…

Kavanozu eline aldığında bütün bu geçmiş, o dönemki hayatının bir fragmanı gibi gözünün önüne gelirdi.

Her pazar annesi, üç kardeşi banyo sırasına dizerdi. Salona büyük, mavi leğeni koyar; sobanın üzerinden aldığı gümüş güğümdeki sıcak suyla soğuk suyu karıştırırdı. Sonra tek tek hepsini yıkardı. Bazen kolları sobaya değip yanardı. Ağlardı; annesi ve kardeşleri onu sakinleştirmeye, acısını dindirmeye yeterdi.

Şimdi sıcak suya eskisinden çok daha kolay ulaşabiliyordu ama hiçbir duş, o pazar günleri leğenin içinde yapılan banyo kadar arındırmıyordu onu.

Sanki annesi eski günlerdeki gibi onu ve kardeşlerini yıkasa, tüm sorunları çözülecek; içindeki ağırlık suyla birlikte akıp gidecekti ama artık ne annesi ne de kardeşleri vardı yanında. Ağlayınca sarılan, dertlerini dinleyen kimse kalmamıştı. Bu hayatta tek başınaydı.

Anne ve babalarının vefatından sonra üç kardeş bir daha bir araya gelemedi. Kimi evlendi, kimi başka bir şehre taşındı. Aralarına, anlam veremediği bir soğukluk ve mesafe girdi. Mesafe arttıkça kelimeler azaldı; paylaşılan duygular, sohbetler sustu.

Ne eskisi kadar mutluydular ne de yan yana.

Aileden geriye yalnızca o kavanoz kalmıştı. Yani 2019 kışı.

 

Eda Nur Talan