Okumadan yazmak mümkündür; ancak bu yazı çoğu zaman sınırlı bir alanda dolaşır. Okuma, yazının düşünsel zeminini oluşturan en önemli kaynaktır. Yazar, okudukça yalnızca kelime haznesini değil, anlatım biçimlerini, bakış açılarını ve düşünme yöntemlerini de geliştirir.
Her okunan metin, yazara yeni bir imkân alanı sunar. Bir öykünün ritmi, bir denemenin düşünce akışı ya da bir şiirin sessizliği, yazının nasıl kurulabileceğine dair güçlü ipuçları taşır. Okuma, yazara “nasıl yazılabileceğini” öğretmez; ama “nelerin mümkün olduğunu” gösterir.
Cümle Sanat Akademi’nin atölyelerinde okuma, pasif bir eylem olarak görülmez. Metinler birlikte çözülür, tartışılır ve yazı çalışmalarının doğal bir parçası hâline getirilir. Çünkü iyi yazı, güçlü bir okuma pratiğinin içinden doğar.